Bilindiği üzere Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) ‘tan akreditasyon konusunda yakın zamana kadar ülkemizde herhangi bir zorunluluk bulunmamaktaydı. Hatta konuyla ilgili TÜRKAK’ın sayfasında sıkça sorulan sorular kısmında verilen cevapta akreditasyonun zorunluluk olmadığı, tamamen gönüllülük esasına dayandığı belirtilmektedir. Fakat ülkemizde gelişen kalite bilinci, ihracat ve yurtdışı projelerinde standartlara uygun üretilen ürün ve hizmet anlayışı akreditasyonu gönüllülük esasından ziyade zorunluluk haline getirmiştir.

Ülkemizdeki mevcut teknolojik altyapının bırakın kompleks bir referans standardı üretmeyi, paslanmaz çelikten yapılan bir mastarı bile üretmeye hala yetmediği düşünüldüğünde, özellikle kalibrasyon konusunda kullanılan tüm referanslar için ne yazık ki çok büyük oranda dışa bağımlıyız. Yurtdışından alınan bu referans malzemelerin özellikle yüksek gümrük maliyetleri ile beraber çok fahiş fiyatlara mal edildiği düşünüldüğünde kalibrasyon hizmet alımlarında sunulan tekliflerde geçen birim fiyatlar, bu işi yapan firma yöneticilerinin ya bu maliyet hesabı yapamadıkları, ya eğitimli personel konusunda yetersiz oldukları ya da bu referans cihazlara sahip olmadan bu işi uydurma cihazlarla geçiştirdikleri sorularını akıllara getirmektedir. Bu nedenle referans cihazların maliyetleri düşünüldüğünde bu cihazlara sahip olan firma yetkililerinin akreditasyon maliyeti için 1 günlük denetçi gideri olan 1600 TL+KDV ücreti TÜRKAK’a denetim ücreti olarak vermekten kaçınmayacağını düşünmekteyiz. Anlaşılan o ki firmaların kalite yöneticilerinin kalibrasyon hizmeti alırken bu tür geçiştirme cihazlarla kalibrasyon yapılmış gibi hizmet almak yerine, TÜRKAK’ın sitesinde firmalara ait kapsamlar incelenerek akredite olunan cihazlarla ilgili hizmet almak en akılcı ve güvenilir yöntem olacaktır.